Kayıtlar

2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

SESSİZ SATIRLAR

Aşka değen bakışların cennete açılan pencerem İsmin fay hattı, anılınca sarsar yüreğimi deprem Bâzgeşt *** Gönül! Gülü bile sevsen, güzü diken. Ayrılık muhakkak; ölüm mutlak iken. Bâzgeşt *** Öksüz ömrüm hüzün yurduna uyruk Aşka düştü yüreğim, başına buyruk Bâzgeşt *** Zindan etme dünyamı kara gözlüm, Zaten bakışlarında mahkûm gönlüm! Bâzgeşt *** Sensin hayatımın anlamı, sensiz sözler harf yığını. Bâzgeşt *** Yalnız kaldım kalabalık içinde  Yalnız Vahid-i Ehad'ın dışında Bâzgeşt *** Sadece Senin Sevgin ve Sadece Seni Sevenlerin Sevgisi Kaldı Kalbimde Bâzgeşt *** Sevgi de alışveriştir Sevmek kadar Sevilmek ister insan Sadece Allah için Sevmek pazarlıksızdır Bâzgeşt

RUBAİ-3

Duy sözümü, duyur özünü; kalem ol, çöz dilimin kördüğüm ağını. Doy aşkıma, doyur narına; kıvılcım ol, erit yüreğimin buz dağını. Bâzgeşt 

RUBAİ-2

Ruh tutsak bir kuş, beden kafes,  Kanat çırptım, özgürlüğe heves,  Kırıldı kanadım, tükendi nefes,  Canı uçuran ümit, çürüten ye’s!  Bâzgeşt

RUBAİ-1

Kalb-i cefakâr olan,  Dost-i vefadâr olur.  Haml'i-kâli yâr olan,  Hasb'i-hâli zâr olur.  /kalbi cefalı olanın,  /dostluğu vefalı olur.  /söz yükü yâr olanın,  /her hali hüzün olur.  Bâzgeşt

EY SEVGİLİ

Ey Sevgili! ismin anılınca;  hızla çarpmaz oldu kalbimiz,  selam söylemez oldu dilimiz,  dünyada oyalandı gönlümüz,  sevdaya boyalandı gözümüz,  sensiz dağıldık, parçalandık,  sessiz ağladık, dağlandık…  Ey Sevgili! ismimiz çağrılınca;  hem nefsimizle perişan olduk,  hem ruhumuzla pişman olduk,  her mal mülkde iflas ettik,  her makamdan istifa ettik,  huzuruna hiç olarak vardık,  Şefaat dileyerek yalvardık…  Bâzgeşt

GÖNÜL

Gönül vermediğine gül de verme!  Ne diken incitsin ne de el incinsin.  Ömür vermediğine gönül de verme!  Ne ayrılık inletsin ne de göz inlesin.  Can vermediğine ömür de verme!  Ne ölüm irkitsin ne de ödü irksin.  Bâzgeşt

GÜL GİBİ

Gül gibi gülüp gözleri aklımı çelen.  Edep edip susma, dilimi lâl etme!  Ok gibi atıp bakışını kalbimi delen.  Ümit verip durma, ismimi rezil etme!  Bal gibi süzüp sözlerini gönlümü alan.  Kar gibi eriyip sevgisi ömrümü çalan.  Ateş gibi yanan hasretine özümü salan.  Gurur yapıp kaçma, hayalimi kül etme!  Bâzgeşt

SEVMEM GAYRI

Bülbül oldum, gülümden görmem hayrı.  Dikeni ayağıma batsa da çekmem gayrı.  İrem bahçelerinde olsam da ötmem ayrı.  Baki olmayandan başka sevmem gayrı.  Gülün başında gece gündüz ağlarım,  Gözüne yabancıyım, hüzün bağlarım,  Ayrılığının acısıyla yüreğimi dağlarım,   Baki olmayandan başka sevmem gayrı.  Bir anlık gafletle gizlice çiçeklenip açanda,  Gözlerimden değil, kalbimden yaş akanda,  Başını alıp yollara düşen, ilden ile kaçanda,  Baki olmayandan başka sevmem gayrı.  Bâzgeşt dedi ki aşk masalları yalan,  Açan gül, öten bülbül kanma dolan,  Üç günlük dünya oyunuyla oyalan,  Baki olmayandan başka sevmem gayrı.  Bâzgeşt

AŞK

Aşk uçsuz gökyüzü kanatsız uçarsın,  Bucaksız yeryüzü bacaksız koşarsın.  Göğsünde sönmüş kül altında kordur,  Gözü döndürülmüş uslanmaz kördür.  Can gezen ölü, mezarı kuyudan derin,  Kalp kızgın ateş, bedeni buzdan serin.  Sevgi sinede eriyen mum yağı gibi,  Vefa sırtı yaslanılan kum dağı gibi.  Korktular gurbet dağında donmaktan,  Kaçtılar hasret ocağında yanmaktan.   Kalabalıkta üşüdü yalın ayak özler,  Yalnızlık çölüne düştü ürkek gözler.   Kimi kendisiyle dövüştü takatsız kaldı. Kimi kaderiyle sövüştü kanatsız kaldı.  Bâzgeşt

TÜRKÜN TÜRKÜSÜ

Tanrı dağlarında yankılanan seda,  Karakurum ırmağıyla akan sevda,  Bozkırlarda at koşturan kutlu eda,  Asya’nın kurtları Türk’ün türküsü.  Ötüken’den Viyana’ya ulaşan yol,  Hem dosta hem düşmana uzanan kol,  Hakkı arayan da halka veren de bol,  İslam’ın sancaktarı Türk’ün türküsü.  Bâzgeşt

EN SEVGİLİYE

En sevgiliye kavuşmak istiyorum,  su üstünde yürümek mi gerek?  Musa değilim ki ben!  Firavunuma baş kaldıramadım…  Ateşe düşüp yanmak mı gerek?  İbrahim değilim ki ben!  Mabedimdeki putları kıramadım…  Keramet ne suda ne de ateşte!  Oysa sır; Musa olmak, İbrahim olmak...  Bulamadım ki Harunumu,  kıyamadım ki İsmailime.  En sevgiliye kavuşmak istiyorum,  Ne ateşte yanacak mecalim var.  ne de denizi aşacak halim var.  Yoksa aşk; Nil olup yarılmak mı?  Karınca olup yakılmak mı?  Bâzgeşt

YALNIZ

İç çekse sinem derinden,  Kalbim oynardı yerinden,  Dünya derdini yüklerken,  Düşer, geçerdi kendinden.  Gafletin hükümranlığında, Gecenin gamlı karanlığında,   Ufuktan güneş doğarken,  Saltanatı yıkıldı aydınlığında.  Gönlüm ıssız çöl olmuş,  Gözlerim serap dolmuş,  Güzün hüzün sularken,  Umudum sararıp solmuş.  Kalbimi kederler bağladı,  Yaralarımı laflar dağladı,  İnsanların yüzüne gülerken,  Bâzgeşt yalnız kalıp ağladı.  Bâzgeşt

BİR SEVEN VAR

Sevgi denizinde boğulsan da,  Yalnızlık çölünde susasan da,  Seni hep bir seven var!  Dünyada son nefesini alsan da.  Aklımla oyun oynar gibi sevgin,  Kalbimde yerin deniz gibi engin,  Seni hep bir arayan var!  Bulunmaz hint kumaşı gibi dengin.  Bâzgeşt hasret derdinden elemli,  Aşkını dile dökmeye eli kalemli,  Sana hep bir yazan var!  Leylayla Mecnun, Aslıyla Keremli.  Bâzgeşt

KÖYLÜ

Paçası yamalı köylü oturdu düze,  Yüreği nasırlı şehirliyle göz göze.  Bir çoban kavalına üflerdi nefesini,  Yanık sesi kabartır göğüs kafesini.  Bakışları yabancıysa gözbebeğine,  Kelebekler uçardı ateşin göbeğine.  Yıkılır gönül ocağı çileli kancıyla,  Çatlamış bacası tüterdi sancıyla.  Gelincik çiçekleri boynunu eğerdi,  Bilenmiş söze kırık sükût değerdi.  Sinesi parçalanır içi volkan dağı,  Kuş kanadına dolanır kader ağı.  Şiirler birikince ceketinin iç cebinde,  Yankılanır mısraları yalnız kalbinde.  Bâzgeşt